Balıkesir’deki sarsıntı korkuttu

Balıkesir’deki sarsıntı korkuttu
Yayınlama: 11.08.2025
38
A+
A-

Balıkesir ve çevresindeki depremler genellikle 10-15 kilometre derinlikte yaşanıyor; ilginç olan ise küçük sarsıntıların bile yüzeye çok yakın olması. Uzmanlar, bu benzersiz derinlik düzeninin bölgenin jeolojik yapısıyla bağlantılı olduğunu belirtiyor. Peki, bu derinlikte yaşanan depremler neden Türkiye’nin diğer bölgelerinden farklı? Prof. Dr. Süleyman Pampal, “Bu deprem, son derece nadir görülen bir şekilde meydana geldi” uyarısında bulunarak Hurriyet.com.tr’ye özel açıklamalarda bulundu.

Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki deprem, bölge halkında büyük korku ve endişeye yol açtı. İstanbul, Bursa, Kocaeli ve çevre illerden de hissedilen sarsıntıda bir kişi hayatını kaybederken, 29 kişi yaralandı. Depremin ardından bölgede 200’den fazla artçı sarsıntı kaydedildi ve toplamda 16 bina yıkıldı.

Jeolojik veriler depremin 11 kilometre derinlikte gerçekleştiğini gösteriyor. İlginç olan, Balıkesir ve çevresinde tarih boyunca büyük depremlerin genellikle 10-15 kilometre arasında, yani sığ derinlikte yaşanması. 1935 Erdek, 1942 Bigadiç, 1944 Edremit, 1953 Yenice ve 1964 Manyas depremleri de benzer derinlik ve büyüklük aralığında gerçekleşmişti. Ayrıca bölgedeki küçük ölçekli depremler de genellikle yüzeye oldukça yakın yaşanıyor.

Peki, bu durumu nasıl açıklamak gerekiyor? Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Kurucu Başkanı Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Süleyman Pampal Hurriyet.com.tr’ye özel açıklamalarda bulundu.

‘BU DEPREM, SON DERECE NADİR GÖRÜLEN BİR ŞEKİLDE MEYDANA GELDİ’

Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Pampal, Balıkesir’de meydana gelen depremin, öncü şok, ana şok ve artçı depremlerden oluşan ‘tipik bir deprem örneği’ olduğunu söyledi. Pampal, bu tür depremlerin hem Türkiye’de hem de dünyada nadir görüldüğünü belirtti.

Genelde depremler ani bir ana şokla meydana gelir ve ardından artçı sarsıntılar görülür. Ancak Balıkesir’de yaşadığımız gibi öncü, ana şok ve artçı sürecinin bir arada görülmesi oldukça ender rastlanan bir durum” diyen Prof. Dr. Pampal, bu tarz öncü şokların tüm depremler içinde yalnızca yüzde 1 gibi çok düşük bir oranda gerçekleştiğini ifade etti.

Prof. Dr. Pampal, daha önce benzer bir durumun 1995 Dinar Depremi’nde yaşandığını hatırlatarak, “Yine birkaç yıl önce Denizli’de de benzeri bir sürece tanıklık etmiştik. Hatta geçtiğimiz 23 Nisan’da İstanbul’da seninle konuşurken birlikte hissettiğimiz depremde de önce öncü sarsıntı yaşandı, ardından ana şok geldi” diye konuştu.

BALIKESİR VE ÇEVRESİNDEKİ DEPREMLER NEDEN, BÜYÜKLÜĞÜ NE OLURSA OLSUN YÜZEYE YAKIN GERÇEKLEŞİYOR?

Balıkesir’deki bu son deprem 11 km derinlikte oldu. Genelde büyük depremler yüzeye yakın gerçekleşiyor. Yaşanan deprem sonrası bölgeye baktığımda tarih boyunca büyük depremler hep 10-12 km aralığında, yani sığ gerçekleşmiş. 1935 Erdek, 1942 Bigadiç, 1944 Edremit, 1953 Yenice, 1964 Manyas…

Hepsi 6 ve üstü büyüklükte ve derinlikleri hemen hemen aynı 7 ile 15 km arasında. Ancak Balıkesir’de küçük ölçekli depremler de yüzeye yakın gerçekleşiyor.

10-15 km derinliğin bu bölge için özel bir jeolojik nedeni olabilir mi? Yani bu coğrafyada derin deprem neden olmuyor?

Bu soruma “Nedeni Anadolu’nun kabuk yapısında gizli” yanıtını veren Prof. Dr. Süleyman Pampal, sözlerini şöyle sürdürdü:

— Batı Anadolu, Türkiye’nin aletsel dönemde en sık deprem üreten bölgelerinden biri. Ancak bu depremlerin büyük çoğunluğu 7 büyüklüğünü geçmiyor. Geçse de nadir geçiyor. Bunun temel nedeni ise bölgenin gerilme rejimi altında olması.

— Batı Anadolu kuzey-güney yönlü çekme gerilmelerinin etkisinde. Bu da kabuğun incelmesine neden oluyor. Bu bölgede normal faylar hâkim, ayrıca bazı hatlar doğrultu atımlı fay karakteriyle İç Anadolu’ya kadar uzanıyor. Tektonik rejim gereği kabuk burada oldukça ince ve hareketli. Bu nedenle depremler sık görülüyor ve yüzeye çok yakın gerçekleşiyor.

Prof. Dr. Pampal, özellikle 6 ile 7 büyüklüğü arasındaki sığ depremlerin Balıkesir ve çevresinde tarih boyunca yıkıcı sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti: “Depremler yüzeye yakın gerçekleştiği için, merkez üssünün çevresinde hasar potansiyeli çok yüksek oluyor.”

‘DOĞU ANADOLU’DA KABUK KALIN, DEPREMLER DERİN VE DAHA BÜYÜK’

Prof. Dr. Süleyman Pampal, Batı Anadolu’daki sığ depremlerle Doğu Anadolu’daki daha derin ve büyük depremler arasındaki farkı jeolojik yapıyla açıkladı. Pampal, Türkiye’nin doğusunda bambaşka bir tektonik rejimin geçerli olduğunu söyledi:

“Doğu Anadolu’da durum Batı Anadolu’dan çok farklı. Burada Afrika levhası ile Anadolu levhası arasında ‘kıta çarpışması’ yaşanıyor. Bu çarpışma nedeniyle kabuk kalınlaşıyor.”

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kuzey-güney yönlü basınç rejiminin etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Pampal, bu durumun kabuğun bazı bölgelerde 30 ila 40 kilometreye kadar kalınlaşmasına neden olduğunu belirtti:

“Bu bölgelerde ters faylar daha yaygın ve bu faylar genellikle daha büyük depremler üretiyor. Depremler kabuğun daha derininde gerçekleştiği için, Batı Anadolu’daki kadar yüzeye yakın ve sık değil ama çok daha yıkıcı olabiliyor.”

‘KIRILAN PARÇA YAKLAŞIK 25-30 KİLOMETRELİK BİR SEGMENT’

Balıkesir’de meydana gelen depremin ardından bazı uzmanların “Daha büyük bir deprem beklemiyorum” açıklamalarına da değinen Prof. Dr. Süleyman Pampal, bu yorumların bilimsel gerçeklikle pek örtüşmediğini söyledi.

“Bu çok yanlış bir yaklaşım” diyen Pampal, Simav Fay Zonu’nun haritalarda görüldüğü gibi tek bir çizgiden ibaret olmadığını, çok sayıda farklı karakterde faydan oluşan karmaşık bir sistem olduğunu vurguladı.

“Simav Fay Zonu, kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan hem doğrultu atımlı hem de normal bileşenli bir fay sistemidir. Sındırgı’nın batısından başlayarak Simav, Gediz ve Afyon üzerinden Orta Anadolu’ya kadar uzanıyor. Son depremde kırılan parça yaklaşık 25-30 kilometrelik bir segment. Ancak çevrede 6 ila 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip başka faylar da mevcut.”

Prof. Dr. Pampal, 6,1 büyüklüğündeki bu depremin çevredeki fayları hemen tetiklemesinin kolay olmadığını da belirtti. Ancak bu durumun, daha büyük bir depremin ihtimal dışı olduğu anlamına gelmediğini söyledi:

“Tetiklenme dediğimiz etki öyle kolay oluşmaz. Eğer deprem daha büyük olsaydı, o zaman ciddi bir tetikleme riski konuşulabilirdi. Ama bu haliyle bile artçı sarsıntılar devam edebilir. Benzer büyüklükte bir başka deprem de olabilir, bu sürpriz olmaz. O nedenle ‘büyük deprem beklemiyoruz’ demek doğru değil.”

‘ALÜVYAL ZEMİNLER DEPREMDE YIKIMI KATLIYOR, İZMİR BUNUN EN ACI ÖRNEĞİ’

Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Pampal, Batı Anadolu’da yaşanan depremlerin yıkıcılığında sadece fay hattı değil, zeminin türünün de belirleyici olduğunu vurguladı. Özellikle İzmir ve Balıkesir gibi alüvyal zeminlere kurulu şehirlerde depremin etkisinin katlandığını söyledi.

“Tüm Türkiye’de olduğu gibi Batı Anadolu’da da alüvyal zeminler ciddi risk taşıyor. İzmir bunun en tipik örneği. Ne yazık ki, zemin sorunlu. Örneğin Sisam Depremi’nde Yunanistan’da 2-3 kişi hayatını kaybederken, bizde can kaybı çok daha fazlaydı. Çünkü İzmir Körfezi’nin bulunduğu alan alüvyal zemine oturuyor.”

Depremin yıkıcılığını belirleyen en önemli faktörlerden birinin ivme olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Pampal, zeminin bu ivme değerini ciddi oranda artırabildiğini söyledi.

“Depremin yıkıcı etkisini belirleyen yatay ve düşey ivmedir, genellikle yatay olur. Ve bu ivmeyi etkileyen en kritik şey zemindir. Alüvyal zeminler, ivmeyi 3-4 kat artırabiliyor. Örneğin Beşiktaş’ta ivme 0,015 iken, Avcılar’da 0,30’a çıktı. Yani zemin, depremi neredeyse merkez üssü etkisinde hissettirecek kadar büyüttü.”

‘BATI ANADOLU’DA YERLEŞİMLER GENELDE OVA TABANLARINA KURULU’

“Batı Anadolu’da ne yazık ki yerleşimler genelde ova tabanlarına kurulu” diyen Prof. Dr. Pampal, bunun değiştirilmesi gerektiğini vurguladı:

“Alüvyal zemine de güvenli yapılar yapılabilir, ama bu ancak hafif ve doğru mühendislik çözümleriyle mümkün. 3-5 katı geçmeyen, esnek yapılarla. Bu nedenle kentsel dönüşüm çalışmalarımız devam ediyor, hızı daha da artırmamız gerekiyor. Zemin gerçeğini artık çok daha ciddiye almalı ve adımlarımızı ona göre atmalıyız.”

Haber Kaynağı: Hürriyet. Com